4 Eylül 2012 Salı

Cuma Namazı Kılmayan Müceddidimiz(!)



Ey iman edenler, cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ı zikretmeye koşun ve alış-verişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.
Cum'a/9

İstedim ki bir adama emredeyim. Cemaate namaz kıldırsın, ben de gidip cumaya gelmeyenlerin evlerini başlarına yıkayım.
Müslim

Cuma namazı her müslümana hak ve vacibdir.
Ebu Dâvud


Birtakım kimseler Cuma namazını terketmekten ya vazgeçerler yahut da Allah onların kalplerini mühürler, sonra da onlar gafillerden olur­lar.
Müslim

***

Said Nursinin çeşit çeşit Cuma Namazı Kılmama bahaneleri;


(...) Bana itiraz edenler, gizli ayıplarımı bilmiyorlar. Yalnız zahiri bazı hatalarımı bahane edip ve yanlış olarak Risale-i Nuru benim malım zannedip Risale-i Nurun nurlarına perde çekmek, intişarına rekabet etmek için derler: "Said Cum'a cemaatine gelmiyor, sakal bırakmıyor" gibi tenkidleri var.

Elcevap: Ben, çok kusurları kabul ile beraber derim: Bu iki mes'elede büyük mâzeretlerim var.

Evvelâ: Ben Şâfiîyim. Şâfiî Mezhebinde Cum'anın bir şartı; kırk adam imam arkasında Fâtiha okumaktır. Daha başka şartlar da var. Onun için burada bana cum'a farz değil. Ben, mezheb-i Âzamîyi takliden, bâzan sünnet olarak kılıyordum. (...)[1]

Sâniyen: (...) herkesin arkasında mezhebimce iktida edip namaz kılamıyorum ve okumakta yetişemiyorum ve daha Fâtihanın yarısını okumadan, imam rükûa gidiyor. Bizde Fâtiha okumak farzdır.[2]

(...) Hem camiye, cumaya gitmeye beni men'eden merdumgirizlik [3] hastalığı (...)[4]

(...) hem yirmibeş senedir ben münzevi yaşadığım için, kalabalık yerlerde huzur bulamıyorum (...)[5]

***

Said Nursi;“Evvelâ: Ben Şâfiîyim. Şâfiî Mezhebinde Cum'anın bir şartı; kırk adam imam arkasında Fâtiha okumaktır.”

Nurcuların Savunması;
"Şafii mezhebine göre, cumanın sahih olmasının şartlarından biri de,  mükellef, hür, erkek, mukim (sürekli cumanın kılındığı yerde oturan) -imam dahil- kırk kişiden meydana gelen -hutbenin başından namazın bitimine kadar orada bulunan- bir cemaatin olmasıdır. Şayet hutbe esnasında bazıları dışarı çıksa ve bundan ötürü kırk sayısı eksik olsa, o adamlar geri geldiği zaman hutbenin o kısmının yeniden okunması gerekir. (bk. İmam Nevevî, el-Minhac/es-Sirascu’l-Vehhac, s. 86)"

Cevap;
Said Nursinin her Cuma Namazı kırk kişiyi bulamaması mantıklı bir iddia değildir, bahanelerinin çokluğundan da anlaşıldığı gibi bunun için çaba göstermediğide meydandadır.

***
Cuma Namazında İmama Uyan 40 kişinin Fatiha Okuma Meselesi

Said Nursi;
“Evvelâ: Ben Şâfiîyim. Şâfiî Mezhebinde Cum'anın bir şartı; kırk adam imam arkasında Fâtiha okumaktır.”

Nurcuların Savunması;
"-Şafii mezhebine göre, bütün namazlarda imamın arakasındaki cemaatin bütün fertlerinin de Fatihayı okuması farzdır. En sahih olan görüş budur ve alimlerin büyük çoğunlu bu görüşü benimsemiştir.(bk. Nevevî, el-Mecmu, 3/365).
Kırk kişilik cemaatte bir tek kişi ümmî ise / Fatihayı okuyacak durumda değilse, Cuma namazı sahih olmaz.( bk. a.g.y)"

Cevap; (Lütfen resimleri inceleyiniz)

Resimleri büyültmek için üzerlerine tıklayınız

Resimdeki kitap Şafi mezhebine mensup Müslüman kardeşlerimizin yararlandığı en tanınmış kitaplardan biri olan “Büyük Şafi Fıkhı” dır, Şafi mezhebinde imama uyanın Fatiha'yı okuma zorunluluğu vardır fakat Cuma namazında bu kırk kişilik cemaatın içinde Fatiha'yı bilmeyenler yada yetiştiremeyecek durumda olanların bulunması yukarıdaki resimlerdede gördüğünüz gibi Cuma namazının farz olmasına sahih olmasına engel değildir, Fatiha bilmeyen ve yetiştiremeyecek durumda olanların durumu aşağıda açıklanacaktır, Fatiha’yı bilmiyor diye ümmi Müslümanları Cuma namazından mahrum etmek çok büyük bir vebaldir!



Gördüğünüz gibi ümmiliğin yada Fatiha okumaktan aciz olmanın Cuma namazını kılmamak için bir mazeret olamayacağı açıkça anlaşılmaktadır.

Şafi bir imam Cuma namazını eda edecek kırk tane şafi müslümanı bulamadığı takdirde , şafi hanefi bir imama uyarak rahatlıkla Cuma namazının farzını eda edebilir, hal böyle iken;
- Said Nursiye bağlı yüzlerce müslümanın hepsi şafi mezhebine'mi mensuptu?
- Cemaatinde bir tane hanefi mezhebinde namaz kıldıracak adam yokmuydu?

    Farklı Mezhepler Bulunması Durumunda İmama Uyma konusu;
Bu hususta en efdal olan, herkesin kendi mezhebine mensup imamın arkasında namaz kılmasıdır.Fakat Şâfiî bir kimsenin Hanefî olan imama, Hanefî bir kimsenin de Şâfiî olan imama uyması caizdir. Bu meselede mühim olan husus, imam olan zatın, namazın şart ve rükünlerine riayet etmesidir.Çünkü değişik mezhepten de olsa, namazı cemaatle kılmak tek başına kılmaktan daha faziletlidir.Sahabîler ve Tâbiinden pek çokları müçtehid derecesinde büyük âlimlerdi Farklı ictihadlara sahip olmakla beraber birbirlerinin arkasında namaz kılmışlardırBu hususta ciddî bir farklılık olmamıştır
İbni Âbidin, 1/378-79

***

Said Nursi; Sâniyen (...) herkesin arkasında mezhebimce iktida edip namaz kılamıyorum ve okumakta yetişemiyorum ve daha Fâtihanın yarısını okumadan, imam rükûa gidiyor. Bizde Fâtiha okumak farzdır.[2]

Müceddid ve zamanın harikası ilan edilen, kalbine gelen ilhamlarla iradesi dışı kitap yazdığını söyleyen, onlarca kitabı bir gecede ezberlediğini söyleyen, Kuran'da ve bazı kitaplarda kendisinin ve risalei nurun müjdelendiğini iddia eden said nursinin, cemaat namazında imam Suphaneke-Fatiha ardından zammı süre okumasına kadar bir Fatiha süresini "yetiştiremiyorum" diye bahane edip Cuma namazı kılmaması çok büyük çelişkileri gözler önüne sermektedir.

***

Said Nursi;
(...) Hem camiye, cumaya gitmeye beni men'eden merdumgirizlik[3] hastalığı (...)[4]
(...) hem yirmibeş senedir ben münzevi yaşadığım için, kalabalık yerlerde huzur bulamıyorum (...)[5]

Nurcuların Savunması;
"Şafii mezhebine göre hastalık, camiye, cumaya gitmemek için başlıca bir mazerettir. (el-Minhac/Es-Siracu’l-Vahhac, 83-84)"

Cevap;

Büyültmek için üzerine tıklayınız

Kazası olmayan Cuma namazının hikmetini anlayamayan ve bu namazın sevabından mahrum olan Said Nursi Allahın emri olan bu cemaatle kılınan namaza gitmemesinin sebebi olarak "merdumgirizlik" (kalabalıktan sıkılma) gibi nefsani bir sıkıntıyı yada şeytani bir vesveseyi bahane etmektedir, oysa dört mezhepte de akıllı ve buluğa ermişin Cuma namazına engel olan hastalık; abdestin ve namazın sıhhatine engelleyen mesela büyük ve küçük abdest tutamama, kör ve ayakları kesik olması gibi bedeni hastalıklar için geçerlidir, Said Nursi kötü bir çığır aşarak her kalabalıktan sıkılan Müslümanın Namaza gitmemesinin bir vebali olmayacağına dair bir kanı oluşturmaktadır. Nurcu'larında Said Nursi'nin icadı olan kalabalıklardan sıkılma ruhsatını(!) kullanıp kullanmadıkları akla gelmektedir.

Said Nursi; "Bu zaman ehl-i hakikat için, şahsiyet ve enaniyet zamanı değil. Zaman, cemaat zamanıdır.”(6)

“Zaman cemaat zamanıdır” diyen Evliya diye vasıflandırılan Said Nursi’nin Rahmete kavuşmaya vesile olan cemaatla kılınan namazlara kalabalıktan sıkılıyorum diye gitmemesi davasındaki büyük çelişkiyi ortaya çıkarmaktadır. Peygamber Efendimiz Ehli Sünnet itikadına bağlı olan Müslümanları bir araya getiren cemaat namazlarının önemi hakkında şöyle buyurmaktadır;

Cemaat Namazı ile ilgili Hadisler;

İnsanlar ezan okumanın ve namazda birinci safta bulunmanın ne kadar faziletli olduğunu bilselerdi, sonra bunları yapabilmek için kur'a çekmek zorunda kalsalardı kur'a çekerlerdi. Şayet camide cemaate erken yetişmenin ne kadar faziletli olduğunu bilselerdi, birbirleriyle yarışa girerlerdi. Eğer yatsı namazı ile sabah namazındaki fazileti bilselerdi, emekleyerek ve sürünerek de olsa bu iki namaza gelirlerdi. 
[Buhari, Müslim,Tirmizi]

Şüphesiz namazdan en çok sevap kazanacak insanlar, uzak mesafelerden camiye yürüyerek gelenlerdir. Namazı imamla birlikte kılmak için bekleyen kimsenin sevabı, namazı tek başına kılıp sonra uyuyan kimseden daha büyüktür. [Buhari, Müslim, Ebû Dâvûd, İbni Mâce]

Beş vakit namazı cemaatle kılan, Sırat köprüsünü şimşek gibi geçer. [Taberani]
 
Bir kimse, kırk gün sabah namazının ilk tekbirine yetişirse, kendisine iki berat yazılır: Cehennemden kurtuluş beratı ile münafıklıktan eminlik beratı. [Ebuşşeyh]

İlk tekbire yetişecek şekilde, kırk gün cemaatle kılana Cennet vacip olur. [Ebu Ya’la]
 
Cemaatle namaz kılmak için bekleyen, hep namazda gibi sevap kazanır. [Buhari]
 
Evi mescide uzak olanın [her adımına sevap verileceği için] sevabı daha fazladır. [Buhari]
 
Peygamberin sünnetini [önem vermeyip] terk eden kâfir olur. [Ebu Davud]
 
Cemaatin bir kısmı dua eder, ötekiler de âmin derse, o dua kabul olur. [Hakim]
 
İmam, namazı tamamlayıp cemaate yüzünü döndürünceye kadar onunla bulunan, gece ibadet etmiş gibi sevaba kavuşurlar. [Tirmizi]
 
Namazlarını cemaatle kılanları Allahü teâlâ sever. [Taberani]
 
En kıymetli yer mescitlerdir. Cami ehlinin en efdali, ilk girip son çıkandır. Cemaate ilk gelen ilk müslüman olan gibi kıymetlidir. [İ. Râfi’i]
 

"...kalabalık yerlerde huzur bulamıyorum... " diyerek küçük bir Cami cemaat'ından uzak duran Said, acaba binlerce kişilik Mesicidi Haram ve Mescidi Nebevi gibi devasa kutsal Cami'lerde huzur bulabilecekmiydi?

***
Said Nursi'nin Cuma Namazı kılmayışının sebebi olarak Türkiyenin Darul Harp olması iddia edilirse ;

Nur'cular, Türkiyenin Darul İslam olduğuna inanıp Cuma namazının Türkiyede farz olduğunu söylemektedirler;
"Türkiye`nin "dâr-ı harp" mi, "dâr-ı Islam"mı olduğu konusunu ilgili madde de açıkladık. Türkiye İslam devletidir ve Cuma namazı kılmak şartlarını taşıyna her müslümana farzdır" (Nur Cemaatine ait bir siteden alıntıdır)

 (Not:Dört mezhebe göre belirli bazı şartların teşekkül etmesi halinde, dar-ül harpte de cuma namazı kılınabilir. Bu şartlara gelince;
1 - Dar-ül harpte cuma namazı kılınabilmesi için Müslümanların serbestçe toplanıp bir araya gelebilecekleri bir yer olmalı.
2 - Toplandıkları bu yerde, Müslümanların aralarında seçmiş oldukları imamın hutbede o anda Müslümanları en çok ilgilendiren meseleleri açıkca anlatabilmesi ve bundan dolayı ne Müslümanlara ne de imama bir eziyet gelmemesi gerekir.
Bu iki şartın gerçekleşmesi halinde dar-ül harpte cuma namazı kılınabilir.
Kâfir ülkede, Müslümanların seçeceği imamın, Cuma kıldırması makbuldür./Redd-ül Muhtar)

| ESK
-----------
Dipnot:
[1] Emirdağ Lâhikası I, 45, Yirmiyedinci Mektuptan
[2] Emirdağ Lâhikası I, 45, Yirmiyedinci Mektuptan
[3]Merdumgiriz: İnsanlardan sıkılan, kalabalıktan hoşlanmayıp yalnızlık isteyen
[4] Emirdağ Lâhikası I, 280, Yirmiyedinci Mektuptan
[5] Emirdağ Lâhikası I, 45, Yirmiyedinci Mektuptan
(6) Kastamonu Lâhikası, Ankara,1958, s. 132.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Yorum Gönder